Televizyon kanalları muhaliflere kapalı, katillere açık!

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, Haluk Kırcı’nın yayına çıkarılması için “Milliyetçi kesimde hareketlenme ve provokasyon hazırlığının yapıldığına dair bir veri oluşturuyor” dedi. Önderoğlu, RTÜK’ü ise göreve çağırdı.

Televizyon kanalları muhaliflere kapalı, katillere açık!

 

Ankara Bahçelievler’de 7 TİP’li öğrenciyi öldürenler arasında yer alan Haluk Kırcı’nın bir televizyon kanalında yayına alınması ardından sosyal medyada büyük bir tepki oluşmuştu. Kırcı yayında Bahçelievler Katliamı için “Katliam değil” derken, gazeteci Can Dündar’a yönelik silahlı saldırı için de “Ben azmettirmiş olsam öldürürdüm” demişti.

24 Temmuz Basın Bayramı nedeni ile Artı TV’de yayınlanan Haber Aktüel programına katılan RSF Temsilcisi Erol Önderoğlu, Kırcı’nın yayına çıkarılması için “Milliyetçi kesimde hareketlenme ve provokasyon hazırlığının yapıldığına dair bir veri oluşturuyor” değerlendirmesi yaptı.

RTÜK’e de çağrı yapan Önderoğlu, “Çifte standart uygulamadan şiddet savunan yayınlar için önlem almalıdır” dedi.

 

Önderoğlu’nun 24 Temmuz Basın Bayramı ve Kırcı’nın yayına çıkarılmasına dair değerlendirmeleri şöyle:

“Türkiye’de çok az sayıda yayın kuruluşu ve eleştirel gazeteci sosyal medya kısıtlamalarını hazırlayan yasa tasarısı nedeni ile diken üstünde. Basın Bayramı demek Türkiye’de basın özgürlüğünün içinde bulunduğu cendereyi düşününce ancak acı bir şaka olabilir artık. RSF açısından yayın çizgisi değerlendirmek yaygın değildir. Bir televizyon kanalının bir katili yayına çıkarıp şiddet savunuculuğuna yol açmasını kınamasak da olmaz. Bir yandan basın özgürlüğünün tesisi için mücadele ederken, bir yandan da neyin gazetecilik olduğunu dile getirmemiz gerekiyor. Ne yazık ki bu tarz yayıncılığı teşvik eden politik teşvikçiler de var.

“Şiddet savunuculuğu işin içine girince sözümüzü de söyleriz. Bu tür bir yayıncılık mesleğin hakkını veren ve kamu yararı gözeten konulara eğilen, bunun için hayatını riske eden meslektaşlarımıza haksızlık oluyor. Etik değerlere dört elle sarılmamız gerekiyor. Türkiye’de yargı tacizi yüzlerce gazetecinin mahkemelerde derdini anlatmak zorunda bırakılması ve milli gazetecilik adı altında gazeteciliğin eleştiriden yoksun bırakılması, yetkililerin yanlış uygulamalarını salık veren bir durum geliştirildi. Bu kavram üzerinden de gazetecilerin üzerine daha fazla gidiliyor. Bu da medyanın yüzde 15’lik dilimine tekabül eden özgürce gazetecilik yapmak isteyen meslektaşlarımızı doğrudan hedef alan bir tutum. Gazeteciliğin millisi olmaz. Gazeteciliği hakkını vererek yaptığınızda kamuya en büyük desteği vermiş olursunuz, halkın güvenli yaşamasına katkı vermiş olursunuz. Yetkililerin milli sınırlarının gazeteciliği tamamen rolünden etmek anlamı güttüğünü görüyoruz. Meslektaşlarımıza eleştiri olmazsa gazeteciliğin içinin boşaltılacağını söylüyoruz.

 

'RTÜK önlem almalı'

“Türkiye toplumu politik olarak kutuplaştırıldı. Çok ikircikli ifadelerin geçtiği bir yayıncılık oluyor. Toplumda yaratılacak tehlikelerin görülerek RTÜK’ün harekete geçmesi gerekiyor. Eleştirel yayınlar için emek harcamak veya iktidarın koruyuculuğunu gütmek yerine RTÜK’ün bir an evvel harekete geçmesi gerekiyor. Ülke TV’de hangi komşularını ortadan kaldıracağını söyleyen insanları dinledik. Bunlar toplumsal barışa büyük zarar verebilecek ifadeler. RTÜK eğer bu tartışmalı ortamda kendi kredisini de düşünüyorsa tereddüt etmeden, çifte standart uygulamadan şiddet savunan yayınlar için önlem almalıdır. Bu gazetecilik değildir, tehlikeli bir provokatörlüktür. Milliyetçi kesimde hareketlenme ve provokasyon hazırlığının yapıldığına dair bir veri oluşturuyor. Türkiye toplumu artık geçmişi geçmişte bırakmalı, gazeteciliği de şiddet savunuculuğundan ayırmamız gerekiyor. Bunun için birlikte tutum almamız gerekiyor.

 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler