Ona küçük tokatlar atın- Sultan Keleş

Ona küçük tokatlar atın- Sultan Keleş

Bu yazıda Habertürk’ün adı sıkça kullanılacağından öncesinde tavsiyemdir, ‘ailecek’ severek izliyoruz:

(Gezi Direnişi zamanında yapılan Habertürk protestosu)

Zira ben bu yazıyı yazarken sıkça dinleyeceğim, iyi oluyor.

Bir de böylesi var: “Poliste itiraf ekranda inkar

Yapılan az sayıdaki araştırmadan biliyoruz ki Türkiye’de her  5 çocuktan 1’i istismara uğruyor, her 3 kız çocuğundan 1’i cinsel istismara maruz kalıyor. Fiziksel istismar çok daha yoğun, çocukların yarısı fiziksel istismar yaşayarak büyüyor. Fiziksel istismarlar %20 oranında tekrarlanıyor, duygusal istismarlar çoğunlukla diğer istismarlarla birlikte görülüyor. Son 3 yılda 13.000 çocuk istismar mağduru. Tüm bu istatistik gerçeklerle birlikte bugün Habertürk, ”Eğitim için çocuklarıma tokat atıyorum. Karıma da attım. Bazen şiddet sevgiyi pekiştirir” diyen İzzet Yıldızhan röportajını ‘Ailenizin Sanatçısı’ başlığıyla ilk sayfada veriyor.

Biz bu ‘devlet’ sanatçısını 2002’de “Kadın dövmeyenin erkekliğinden şüphe ederim” demesiyle biliyorduk, Habertürk’ü de öyle. Şaşırdık mı? Hayır. Ama olağanlaştırmıyoruz da, olağanlaştırılmaya çalışılmasının, çalışanın da karşısındayız. Öfkeliyiz, öfkeli!

”Sanatçı kişiliğinin ve işadamlığının yanı sıra özel hayatıyla da gündemden düşmek bilmeyen İzzet Yıldızhan, HT Magazin’e tüm samimiyetiyle konuştu. ” Samimiyetten kastımızda şiddet uygulayıcısı ve çocuk istismarcısı olduğunu itiraf etmesi.. Ne günlere kaldık?

”Yeni albümünün heyecanını yaşayan Yıldızhan, uzun bir çalışma sürecinin ardından yeni şarkılarını dinleyicileriyle buluşturdu. ” Reklamın iyisi kötüsü olmaz tabi, tabi..

”Her anne-baba erkek çocuğu olsun ister. Baba ne derse o olur. Baba olursa aile daha güçlü olur. Ben de böyle yetiştiğim için böyle düşünüyorum. Ama bu artık toplumuzda böyle değil. Kadınlar şimdi söz ve iş sahibi. Ben mesela çocuklarımın annelerinin çalışmasını istemem. Ben çalışıyorum yeter. Kendi işimin başına geçsinler ama başka yerde çalıştırtmam. Herkes beni eleştiriyor bu yüzden. Ama ben herkese saygı duyuyorum. Onlar da bana saygı duysunlar.”

”Çocuklarımın annesiyle yirmi iki yılım geçmiş. Tabii ki bizim de sorunlarımız oldu. Yeri geldi tokat da attım. Bir insanla hayatı paylaşıyorsun. Zaman zaman ters düştüğümüz konularda birbirimizi itmişizdir de, tokat da atmışızdır. Tokatı da şimdi şiddetten mi sayalım?”

”Tokadı ben şu an eğitimi için çocuğuma da atıyorum. Bu benim için yadırganacak bir durum değil.”

”Şiddet bence bir erkeğin evdeki insanlara karşı olan sorumluluğunu bilmemesi, alkol ve uyuşturucu kullanması, sapkın hayat tarzını ailesine yansıtmasıdır. Ben sorumluluklarımın hepsini yerine getiriyorum. Sadece anlaşamadığımız ve zıtlaştığımız bir konu yüzünden bir tokat atıyorum. Şiddet mi bu? Bence bu bütün ailelerde olmuştur. Her ailede bir kadın tokat atmış veya tokat yemiştir. Bazen şiddet ve kırgınlıklar sevginin pekişmesi bile oluyor.”

Az bile söylemiş, ne zannediyordunuz? Bir kaç tokat alt tarafı. Biz ne ”Ama iki salon tokatı, birkaç tekme ve birbirimize tükürmenin dışında başka birşey olmadı.” diye de itiraf eden edebiyatçıların şiddetini yok saymışız, seni mi saymayacağız? Biz biraz da böyleyiz, öyle veya böyle toplumda bir yer edinmişsen, her şey makul ve ufak tefek şeylerdir. Sen de biliyorsun, biliyorsun da konuşuyorsun.  (Kabahatin çoğu sen de be canım kardeşim alt metinli mesajım, dikkate alınız.)

Malesef ki, her gün 3 kadının öldürüldüğü bu ülkede, bu devletin sanatçısını kendisine rol modeli alacak çok insan var. Tokatı şiddet değil de eğitim sayan, bunu kendine hak gören, şiddetin sevgiyi pekiştirdiği inancıyla da kendini aklayan bi yerde duran, tek eşli, muhafazakar, heteroseksist aileyi ve baba otoritesini yücelten de sadece İzzet Yıldızhan değil.  O yüzden de daha fazla öfkeliyim, o yüzden de mücadelemizi daha fazla yükseltmeliyiz.

Keşke sadece bir İzzet Yıldızhan saçmalığıyla karşı karşıya kalmış olsaydık da bu yazı hiç yazılmamış olsaydı. Bunun ötesinde biraz muhafazakarlık, biraz neo-liberalizme bulanmış ataerkilliği içine sindirmiş, büyütmüş ve beslemiş bir zihniyet var. (Bu da İzzet Yıldızhan’ı ciddiye alıp da yazı mı yazdın diyenlere cevabım olsun. Bu kolaycılığa kaçmayacaktım elbette!)

İzzet Yıldızhan’la olur da bir yerde denk gelirsek, malum dünya küçük, ona küçük tokatlar atacağım. Sorarlarsa çok seviyordum, dayanamadım derim..

*Röportajın tamamı için: “Kadına şiddet itirafı/Habertürk

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler