• Kendi çağının titiz gözlemcisi: KP Brehmer - İlerlemenin ‘ben’den ‘biz’e aktarılması

      ARTER, yeni yerinde yeniden açılırken sanatın farklı bir boyutu olduğunu vurgulamak niyetinde olduğunu belli etmişti geçen yıl. Bu yıl, pandemi koşulları olmasına, gezip görme olasılığının azlığına karşın yaptığı anlaşmayı bozmadan, kararlılıkla yoluna devam ediyor. “Büyük Resim” adıyla açılan serginin bir de kitabı var… Her ikisinin de yeri ayrı. Sergi mutlaka gezilip görülmeli ve yorumlanmalı… Kitap ise ger&cc...

    Yazının devamını oku
  • Bir Kıbrıslı neden hep yorgundur?

      Girne’de (Kuzey Kıbrıs’ın orta batısında bulunan sahil şehri) sessiz başlayan 19 Ekim sabahı ülkenin oy kullanabilmiş seçmenlerinin yarısı güne yenik başlamıştı. Önceki gün yapılan Cumhurbaşkanlığı Seçiminin ikinci turunda Mustafa Akıncı, Türkiye desteğinden çok daha fazlasını almış Ersin Tatar’a; Türkiyelilerin alışık olduğu bir tabirle “kıl payı” yani 4412 oy farkla yenilmişti. Hem yenik, hem de ezilmişl...

    Yazının devamını oku
  • 1946 yılında çok partili hayata mı geçtik (!)

      1946 yılı TC siyasi tarihinde ‘çok partili hayata’ geçişin miladı sayılır. Elbette 1946 öncesi çok partili yaşam denemeleri olmuş, fakat dönemin Türk egemenleri (asker ve sivil bürokrasi) muhalefete halktan gelen teveccüh ve aşırı ilgi nedeniyle bu partileri kapatıp yeniden tek partili bir yaşamın kapısını aralamışlardır. 1908 Osmanlı Devrimi’ni bir kenara bırakırsak, Osmanlı ve TC egemenleri arasında muhalefete olan ta...

    Yazının devamını oku
  • Seçimler neyi değiştirir?

      Son yıllarda Türkiye seçimlerinde yapılan usulsüzlükler, özellikle son birkaç seçimde iki buçuk milyon mühürsüz oyun geçerli sayılması, kimi yerlerde -özellikle küçük yerleşim yerlerinde- oy pusulalarının ve sandıkların değiştirilmesi şeklinde açık biçimde artmıştı. Dolayısıyla 2019 yerel seçimleri öncesinde yine seçimlerle bir şeylerin değişmeyeceği düş&uum...

    Yazının devamını oku
  • Kabuğunu Arayan Yara - Umudu yalnız bırakmak ihanettir

      Her şeyin şiiri yazılır, her şeye şiir yazılır ama belirleyici olan ondan ne süzdüğümüz, ne süzeceğimizdir; yani bize ne verdiği önemlidir. Yara ki, kabuk bağlar önünde sonunda. Yara ki, kabuk bağladıkça iyileşir, kaybolur. Bütün yaraların kaybolmasını ister insanın gönlü. Bu yara kimi zaman toplumsal bir sorundur kimi zaman kişisel… Her ne olursa olsun, ister içeride ister dışarıda, ister semptomları g...

    Yazının devamını oku
  • Bırakalım Kürtler kendilerini kendileri tanımlasın

      Önce bilinenden başlayayım, her halk ve ulus gibi Kürt halkının da kendi kaderini tayin hakkı vardır. Bu, Kürtlere birileri tarafından bahşedilen, verilen bir şey değildir. Her halk ve ulus gibi Kürtlerin kendilerini tanımlama hakları vardır. Yani birilerinin tanımına ihtiyacı yoktur, nasıl Türklerin yoksa, nasıl ki Rusların, İngilizlerin veya başka bir halkın yoksa, Kürt halkının da başkasının kendi üzerinde yapacağı böyle bir tanıma ihtiyacı...

    Yazının devamını oku
  • Viyana'da Irkçıların Büyük Yenilgisi

      Viyana’da 11 Ekim’de Eyalet yani belediye seçimleri yapıldı. Irkçı FPÖ (Avusturya Özgürlük Partisi) yabancı düşmanlığını temel alan alışık seçim programıyla seçimlere katıldı. Ama bu sefer işi iyice abartı. Neredeyse bir kaba güldürüye dönüşen seçim propagandasıyla hızla erimeye yüz tutan oyunu frenlemeyi hesaplamıştı. Fotoğrafta da görüldüğü gibi Aziz Stefan...

    Yazının devamını oku
  • Susmayan gerçekçi: Doğan Özgüden - Sürgün Dolu Anadolu

      Medeniyetler beşiği Anadolu aynı zamanda kültürlerin de kavşağı. Şairin şiirce seslendirdiği gibi “Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar.. Haraç salmışlar üstüne. Ne İskender takmış, ne şah ne sultan… Göçüp gitmişler, gölgesiz!” Kalanlar kimler mi olmuş? Kalanlar direnenler olmuş tabii. Direnenler kesinlikle kazananlardır, her zaman. Bir insanın ömrü nedir ki, hele, yine şairden el alırsak, hani H...

    Yazının devamını oku
  • Doktor’la hesaplaşmadıkça ‘teorik vicdanınızı’ rahat hissedemezsiniz

    Ertuğrul Kürkçü ile bu söyleşi 1987’de, sosyalist hareketin 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinin birbirinin içine karışan yıkıcı etkilerini bertaraf ederek yeniden derlenme çabalarının gündemde olduğu bir dönemde Çağdaş Yol dergisi için Selim Ergunalp tarafından yapılmıştı. Röportaj  Çağdaş Yol Dergisi'nin Şubat 1988, 2'inci sayısında yayımlandı. Ertuğrul Kürkçü söyleşiyi tekrar el...

    Yazının devamını oku
  • Yorgun Ülke KKTC Halkının Bitmeyen Sınavları ve Seçime Doğru - 4 (son)

      KKTC yarın, ilan edilişinden bu yana geçireceği en kritik sınavına girecek ve adanın geçmiş tüm egemenliklerin mirası demokrasisinin değerleriyle bir gelecek kuracak ya da korkutucu görünen çözümsüzlük tünelinde ebedi gibi görünen bir yalnızlığı sürdürmeye devam edecek. Günlerdir defalarca yazılmaya başlanan bu yazı, ufak rötuşlarla düzeltilebilir diye düşünürken, sadece bir h...

    Yazının devamını oku
  • Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın gözünden Kürt Sorunu

    Askeri Tıbbiye’de öğrenciyken katıldığı TKP’nin, 1925 senesinde Merkez Komite üyeliğine seçilen Kıvılcımlı, ilk yazılarını partinin yayın organı Aydınlık’ta yayımladı. 1925 ila 1929 senelerinde birkaç kez cezaevine girip çıktıysa da, 1929 senesinde 4 sene 6 ay hapse mahkûm edildi. Dr. H. Kıvılcımlı bu dört yıllık hapis hayatını kendi deyimiyle "alfabesinden cebr'i âlâsına dek" bilimsel sosyalizmi etüt etme...

    Yazının devamını oku
  • Behice Boran’ın 110. Yaşgününe Armağan

      Behice Boran’ın 110. Yaşgününe Armağan TÜSTAV’dan “Behice Boran, Mektuplar, Günlükler, Şiirler, Bir Hikâye” Kitabı Çıktı Kitap, ağırlıkla Behice Boran'ın 2018'de Eskişehir'de ortaya çıkan evrakından oluşuyor. Evraklar Behice Boran'ın yoldaşlarınca edinilerek TÜSTAV'a bağışlandı. Kitapta, söz konusu evrakın yanı sıra lise yıllarında İngilizce yazdığı bir hikâye ve ç...

    Yazının devamını oku
  • Kıvılcımlıyı anmak: Tarih Tezi ve ‘Kadın Sosyal Sınıfımız’

      Bu sene Hikmet Kıvılcımlı’nın ölümünün 49. yıl dönümü. Hayatının toplamda yaklaşık 22 yılını hapishanede geçirmiş, pratik devrimci faaliyetten kopmamış ama bir o kadar da düşünsel faaliyetlere, teori üretmeye hayatını adamış bir devrimciyi anmanın birçok yolu olabilir. Ben Türkiye siyasi düşünce tarihinin en önemli entelektüellerinden biri olarak gördüğüm Kıvılcımlı’yı es...

    Yazının devamını oku
  • Kıvılcımlı’nın 'Kadın Sosyal Sınıfımız' adlı Çalışması Üzerine

    Bu yazı 2013 yılı Ocak ayında düzenlenen Dr. Hikmet Kıvılcımlı Sempozyumu’na sunulan Kıvılcımlı’nın Kadın Sosyal Sınıfımız adlı makalesinin feminist okuması isimli bildiriye tekrardan ön söz olması niyetiyle yazılmıştır. Bu sempozyumda yolu Hikmet Kıvılcımlı ile karşılaşmış iki kadınla, Latife Fegan ve Hikmet Sarıoğlu ile birlikte aynı oturumda yer almıştım. Siyasi Haber sitesinin Kıvılcımlı’nın ölüm yıldönümünde yayınlanmak üzere...

    Yazının devamını oku
  • Hikmet Kıvılcımlı'nın anısına...

      Hikmet Kıvılcımlı’nın ölümü üzerinden neredeyse yarım yüzyıl geçti. Türkiye devrimci hareketinin kendi deyimiyle “en eski kuşağı”ndandır. TKP kuruluşunda yer almış, onun en kritik yıllarında yönetiminde bulunmuştur. Defalarca tutuklanmış 20 yılını zindanlarda geçirmiştir. Bu yılları “kızıl bir profesör” olmak için değerlendirmiştir. Ölümünden elli yıl sonra dünya ve Tü...

    Yazının devamını oku
  • Che’nin enternasyonalizmi

      Ekim ayı dünya devrim ve sosyalizm mücadelesinde bir çok önemli kayıpların yaşandığı aylardan. Bu kayıplar arasında dünya çapında yarattığı etkiye bakarak Che Guevara’nın ayrı bir yeri var kuşkusuz. Gerek Türkiye’de gerekse dünyanın değişik yerlerinde onun devrime olan inancı, söylediği gibi yaşaması ve ölmesi, devrimden sonra bir bürokrat olmayı reddederek yeniden sıcak mücadeleye atılması vb. konular defalarc...

    Yazının devamını oku
  • 12 Eylül Cuntası önce ‘Aslan Yeleli Çocuğu’ astı!

      Çocuk dediğime bakmayın, yaşasaydı bugün altmışiki yaşında olacaktı. Deniz mavisi gözleri ve alev alev yanan saçları vardı. Hiç tartışmasız mahallenin ve okuduğu lisenin en yakışıklı delikanlısıydı. Kabına sığmayan bir kuşağın binlercesinden biriydi. Yani birbirine çok benzeyen bir kuşağın. Yani devrimciliğin sihri üzerine sinmişti. Adanmışlık duygusunu su içer gibi sindirmişti. Süratle kapitalizmin ürettiği kirliliklere karşı...

    Yazının devamını oku
  • Kürtlere özerklik sözü ne zaman verildi?

      Amasya ve Sivas kongrelerinde Kürtler için özerklik bahsi geçiyor, fakat Lozan’da bu konu konuşulmuyor. Protokolde geçmiş, unutmamak gerekir ki protokoller imzalanır, gerçek imzalar atılmaz. Türk egemenleri de bunu yapmıştır. Protokoller ön antlaşmadır. Gerçek antlaşmalar değildir. Ön antlaşmalar, sürecin başında her iki tarafın da kabul ettiği noktalardır. Gerçek anlamda bu ön protokollerin geç...

    Yazının devamını oku
  • Orhan Türüdü, birSultan ile sesleniyor: Diz çöken ayakta duramaz

      “Bir kuş uçacak önümüze düşecek Biz kuşun önüne düşeceğiz Gün bizim üstümüze doğacak Biz günün izinden gideceğiz” Öğretmen bir babanın, işçi bir annenin, Bulancak doğumlu oğlu Orhan Türüdü, 12 Eylül karanlığında kızlarını ve oğullarını son nefesine kadar terk etmeyen annelere, ama en çok da kendi annesine ithaf etmiş birSultan’ı. Yalın ama anlamlı di...

    Yazının devamını oku
  • Şırnak’tan Saraçoğlu’na “yok edim”

    Her alanda yıkımın arttığı görülürken nereden başlayıp nereyi tutacağımıza şaşırır olduk. Saldırganlığı her geçen gün artan sermaye, ekonomik kriz derinleştikçe saldırı alanlarını büyütmekte ve vahşileşmekte. Ekolojik ve kentsel yıkım her alanda farklı işlevler görürken aynı sonuç ile karşı karşıya kalıyor: “Yok edim.” Özellikle Mezopotamya topraklarında bu yıkımlar sermaye odağının yanında politik temelleri de ağırlık...

    Yazının devamını oku
Popüler Haberler