İBB’nin etkinliğinde Kürtçe yasak: "No Kurdi"

İBB’nin düzenlediği ve bir ajans tarafından sürdürülen “Sokakta sanat var” etkinliğine katılan müzisyen Ronas Aram, karşılaştığı Kürtçe yasağını teşhir etti. Müzik grubu için “Roj Band” önerisinde bulunan Aram’a, “No Kurdi’ yanıtı verildi.

İBB’nin etkinliğinde Kürtçe yasak:

 

İBB’nin düzenlediği ve bir ajans tarafından sürdürülen “Sokakta Sanat Var” etkinliğine katılan müzisyen Ronas Aram, karşılaştığı Kürtçe yasağını teşhir etti. Müzik grubu için “Roj Band” önerisinde bulunan Aram’a, “No Kurdi" yanıtı verildi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından düzenlenen ve halen devam eden “Sokakta Sanat Var” etkinliği kapsamında Kürtçe şarkı ve grup isminin yasak olduğunu Gazetelink’teki köşesinden duyuran gitarist Ronas Aram Mezopotamya Ajansı'ndan Mehmet Aslan'a konuştu.

İBB’nin bir ay boyunca düzenleyeceği “Sokakta Sanat Var” etkinliği kapsamada İstanbul’un çeşitli yerlerinde müzik gösterisi sunduğunu söyleyen Aram, etkinliğe gitarist olarak başvurduğunu dile getirdi. Sözleşmede “Sanatçı’nın repertuarının politik içerikli ve provoke edici olmayacağını; argo, küfür vb. kelimeleri içermeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt eder” maddesi ile karşılaştığını, buna rağmen etkinliğe başvurduğunu belirten Aram, daha sonra başvurusunun kabul gördüğünü ve İBB’nin etkinliğini yürüten bir ajansın organizatörü tarafından kurulan Whatsapp grubu üzerinden detayları konuştuğunu aktardı.

 ‘No Kurdi’

Etkinlik grup ismi için organizatörün öneri istediğini ve kendisinin de “Roj Band” adında isim önerdiğini paylaşan Aram, organizatörün “No Kurdi ” şeklinde cevap verdiğini söyledi. Ardından ise kendisinin “Hadi ya isme de mi no Kurdi” şeklinde sorduğunu belirten Aram, organizatörün “E yani” yanıtını verdiği bilgisini paylaştı.

İngilizce, Fransızca serbest ama Kürtçe yasak  

Bu konuşmalar ardından grup isminin “Kaset Band” olarak kabul gördüğünü kaydeden Aram, “Resmi işlemler için bir grup ismi istendi. Benim de aklıma bir anda “Roj Band” geldi. ‘Roj’ Kürtçede ‘güneş’ demek ‘Band’ da İngilizce ‘grup’ anlamına geliyor. Roj ismi kabul edilmedi. ‘Kaset’ Fransızca, ‘Band’ ise İngilizce. Bunlar kabul ediliyor ama Kürtçe kabul edilmiyor” diye konuştu.

Sözleşmeye Kürtçe şerhi

Başvuru yaptığı sırada önüne koydukları sözleşme maddesinin kendisini rahatsız ettiğini tüm bunlara rağmen başvuruda bulunmakta ısrarcı olduğunu sözlerine ekleyen Aram, şöyle konuştu: “Bu madde beni rahatsız etti. Bir yerde insan haklarına, onuruna aykırı bir yasak varsa orayı terk etmek yerine orayı gidip ne yapabilirim diye bakarım. Ne söyleyebilirim diye bakarım. Kimisi ‘madem yasak olduğunu biliyordun neden gittin’ diye sordu? Onlara da şunu söyledim; evet yasak var ama ben bu yasağı nasıl delebilirim diye düşündüm. Sözleşmede Kürtçe’nin yasak olduğu yazılmıyor ama dilden dile gelen bir yasak olduğunu hepimizi biliyoruz.”

 ‘Kusura bakma yasaktır!’

Bu durumdan dolayı gruptan çıkmayı düşündüğünü ancak arkadaşlarını yalnız bırakmamak için gruptan çıkmadığını dile getiren Aram, grup üyeleriyle Kadıköy’de buluştuklarını söyledi. Aram, “Ardından ikinci nokta olan Bostancı sahiline gittik. Orada minibüsten inerken bir abi Kürtçe ‘bağlama yok mu?’ diye sordu. Ben de Kürtçe cevap verdim. Daha sonra aynı abi ‘Kürtçe söylersen ben de eşlik ederim’ dedi. Orada ona ‘kusura bakma yasaktır’ dedim. Sonra biz sadece enstrümanla ‘Desmala min’ şarkısını çaldık. Abi’nin dudakları gidip geliyordu. Daha sonra oradan ayrılırken abi ‘Siz çalarken ben içimden size eşlik ettim. Eğer yasak olmasaydı dışardan da size eşlik ederdim’ dedi. Bu beni çok etkiledi. Bu durumu mutlaka teşhir etmem gerektiğini düşündüm” dedi.

 

‘Roj’ İsmine yasak

Maruz kalınan durumun teşhir edilmesinin kendisi için büyük bir önem teşkil ettiğini ifade eden Aram, üç harflik “Roj” ismine dahi tahammül edilmediğini söyledi. “Biz niye hala bu çağda bu tür şeylere maruz kalıyoruz?” diye tepki gösteren Aram, “Bir Kürtçe aşk şarkısı dahi söylemiyoruz. Durum içler acısı. Her şeyden önce çağ dışı, rezalet bir durum. Bir dilde şarkı söylemenin yasak olmasını ne duygularım kabul ediyor ne mantığım kabul ediyor. Ne yaptığım sanatla ne felsefe ile bunu açıklayabiliyorum. Ayrıca sanata bunun yapılması da boşuna değil. Çünkü toplumu bir arada tutan en önemli araçlardan biri yanı sıra en dönüştürücü de aynı zamanda. Sanattın dili olmaz ki. Aşkın dili mi olur? Türkçe şarkılardaki ‘aşk’ aşktır da Kürtçe’deki ‘aşk’ şarkıları aşk değil mi? Ya da bir vatan özlemi. Türkçe bu duyguları yansıtıyor da Kürtçe yansıtmıyor mu” diye sordu.

 ‘İBB’den bağımsız değil’

 

Etkinliğin İBB’nin etkinliği olduğunu ve bir ajans tarafından sürdürüldüğünü anımsatan Aram, “Belediyeden habersiz bir ajans ‘biz Kürtçe söyletmeyeceğiz’ diyebilir mi? Açıkçası bunu pek aklım almıyor. Bizatihi İBB’nin bu kararı verdiğini düşünüyorum. Şu anda bunun kesin kes böyle olduğunu söylemiyorum. Onun için sorumluların çıkıp açıklama yapması lazım. Bu güne kadar herhangi bir açıklama olmadı. Organizatör daha sonra bana mesaj atıp ‘Yasak olduğunu biliyordunuz, keşke katılmasaydınız’ dedi. Ardından İBB’den işi almadıklarını söyledi. Ama biz etkinliği düzenlerken arkamızda sokak festivali diye İBB afişi vardı” diye konuştu.

Kameralar önünde ‘Her şey çok güzel’

CHP’nin yönetiminde bulunan İBB’nin Kürtlerin oylarıyla kazanıldığının altını çizen Aram, “Bugün böyle bir şey yapılıyor. Kameralar karşısında ‘her şey çok güzel’ ama kameranın arkası farklı. ‘Kardeşlik hukuku’ tesis edilecekse eğer bir şeyleri önyargısız, koşulsuz ve âmâsız kabul etmeliler. Bir de İstanbul’da milyonlarca Kürt var. İki Kürtçe şarkı söylense ne olur? ‘Destmala min’ ‘Lo şivano’, ‘Baran barî’ söylense ne olur?  Nedense seçim zamanı herkes Kürtçe konuşmalar yapıyor. Herkes Kürtlere Kürtçe selamlar gönderiyor. Kürtçe tüzük, programlar hazırlıyorlar. Ama ne zaman Kürtleri 'ama'sız 'fakat'sız tanımaya, haklarını tanımaya geldiği zaman bir bakıyoruz herkes aynı çizgide Kürtlerin karşısında 'hazır ol'da bekliyor. Bu toplum bu şekilde ileriye gitmez” ifadelerini kullandı.

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler