Feray Şahin ölümünün üçüncü yılında anıldı

Mersin'de 3 yıl önce öğrencilik yaparken kaldığı evde o sırada polis olan Fatih Burak Akyul tarafından öldürülen Feray Şahin, Gaziantep'te anıldı. Anmaya katılanlar Feray Şahin için adalet çağrısında bulundu

Feray Şahin ölümünün üçüncü yılında anıldı

Mersin'de 3 yıl önce kaldığı evde o sırada polis olan Fatih Burak Aykul tarafından öldürülen Feray Şahin, ölümünün 3'üncü yılında Antep'te anıldı.

Mersin Toros Üniversitesi iç mimarlık bölümü son sınıf öğrencisi 23 yaşındaki Feray Şahin, Fatih Burak Aykul tarafından ateş edilerek öldürülmüştü. Olay sonrası Mersin 5'inci Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan Fatih Burak Aykul, taksirle adam öldürme suçundan 5 yıl 3 ay hapis cezası almış, tutuklu bulunduğu süre zarfı göz önünde bulundurularak tahliye edilmişti.

Mersin'de yapılan anmanın ardından bir basın açıklaması yapıldı. Açıklamanın tam metni ise şöyle:

Bugün, 23 yaşındaki Feray Şahin’in, Mersin’de üniversite son sınıfta okurken, yaşadığı evde, o sırada polis olan Fatih Burak Aykul tarafından katledilişinin 3. yıl dönümü.

 

Feray’ın ailesi ve kadın örgütleri, tam 3 yıldır öldürülen Feray için ADALET ARIYOR. Tıpkı öldürülen diğer kadınların yakınları gibi.

 

 

Mersin’de 19 Eylül 2017 tarihinde yaşadığı evde öldürülen Feray’ın katili duruşmalarda Feray’ın arkadaşı olduğunu iddia etmiş olmasına rağmen ne Feray ‘ın ailesi, ne akrabaları, ne komşuları, ne de  okul arkadaşlarından hiç kimse tarafından tanınmamaktadır. KATİL  bu iddiasını ispatlayacak somut tek bir delil sunamamıştır.

 

***

 

Katil, cinayeti işledikten sonra delillerin önemli bir kısmını yok ederek, cinayete kaza süsü vermiş ve yalanlarıyla mahkemeyi yanlış yönlendirmiştir. Kasten insan öldürmek suçundan Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 1,5 yıl yargılanan katile yargıçlar, “Delileri neden yok ettin?” diye bir tek soru dahi sormamışlardır.

 

 

Ancak soruşturma sürecinde toplanmayan, yok edilen ve karartılan deliller, yargılama sürecinde mahkeme tarafından talep edilmedi, sorgulanmadı, değerlendirilmedi, gereği yapılmadı. Cinayetle ilgili bu eksiklikler giderilmedi, aydınlatılmadı çünkü, mahkeme gerçeği aramak yerine katili kurtarma kaygısı ile hareket etmiştir.

 

 

Ailenin ısrarı sonucu Adli Tıp Kurumu’nun, Feray’ın uzak atış ile öldürüldüğünü ve katilin DNA’sının Feray’ın tırnakları arasından çıktığını rapor etmesine rağmen, Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesi, bu cinayeti taksirle insan öldürme suçu kapsamında değerlendirerek ve savcının kanaatini katilden yana kullanarak hazırladığı mütalaasını uygun olarak, katile 5 yıl 3 ay gibi komik bir ceza verdi.

 

 

Takım elbiseli, kravatlı duruşmaya gelen katile, mahkemenin verdiği ödül gibi ceza katili cesaretlendirirken, aileyi bir kez daha öldürmüştür. Verilen karar sonrası katil, bir buçuk yıl cezaevinde kaldığı süre göz önünde bulundurularak, 4 Ocak 2019 tarihinde tahliye edilmiştir. Feray’ın dosyası Şubat 2019’dan bu yana YARGITAY’ da bekletiliyor.

 

 

 

***

 

Soruyoruz; gerçek adalet nerede?

 

 

Türkiye’de her yıl ortalama 450 kadın öldürülüyor. Bunun en önemli sebebi ise iktidarın kadın politikaları, erkek egemen yargı ve cezasızlıktır. Mahkemelerde çıkan ödül gibi cezalar, katillere cesaret veriyor, kadın cinayetlerinin artmasına yol açıyor. Takım elbise giydiği için indirim alan, serbest kalan erkekler, gözünü kırpmadan kadınları acımasızca öldürmeye devam ediyor.  Çünkü sonuçta kadınlar değil, katiller korunuyor. Kadına yönelik şiddete karşı etkili politikalar üretilmiyor. Hükümet, ilgili bakanlar, yargı bu konuda somut adımlar atmıyor, sorumluluk almıyorlar.

 

 

İnsan öldürmenin kazası mı olur? İnsan öldürmenin iyi hali mi olur? İnsan öldürmenin bahanesi mi olur?

 

Katiller cinayetin üzerini örtmek için çok rahat yalana başvuruyor. “Sevgiliydik, karımdı, aldatıyordu, geçim sıkıntımız vardı” gibi bahanelerle erkek Yargıya sığınıyorlar.

 

Erkekler bu cesareti “haksız tahrik indirimi” uygulayan adalet sisteminden alıyor.

 

 

 

Kadınların yaşam alanlarına yönelik saldırılara her gün bir yenisi daha ekleniyor. Kadın düşmanı politikalarla kadınların mücadele ederek kazandığı haklarına saldırılar bugün 6284 sayılı yasaya, güvencelerimizden biri olan İstanbul Sözleşmesi’ne ve Nafaka Hakkına saldırı şeklinde önümüze çıkıyor. Bizler yaşamak istiyoruz, bizler hayatı istiyoruz dedikçe, kadına şiddet her geçen gün artıyor ve onlarca kadın hayatını kaybediyor. Öldürülen her kadın, iyi hal ve tahrik indirimleri ile cesaretlendirilen anlayışın ürünüdür.

 

 

**

 

Bu ülkede yaşayan kadınlar her an, evde, sokakta, iş yerinde, okulda erkek şiddeti ile karşı karşıya kalıyor. Bizler en temel hakkımız olan yaşam hakkımızı savunuyor ve isyanımızı haykırıyoruz.

 

 “Yeter artık” diyoruz. Kadın cinayetlerini önleyici politikalar geliştirilsin ve şiddeti önlemeye dair var olan yasalar uygulansın. Kadın cinayetlerinde “haksız tahrik indirimi, “iyi hal indirimi ” gibi uygulamalardan vazgeçilsin.

 

Katiller değil, kadınlar korunsun.

 

Cinayeti, şiddeti, tacizi meşrulaştırmayın.

 

Yaşanan cinayetlere sesiz kalmayın. 

 

Bizler yaşamak istiyoruz.

 

Kadınlar hayatı istiyor.

 

Yeter artık Duygu’lar, Sezay’lar, FERAYlar öldürülmesin.

 

 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler